
Bahçalarda Mor Meni, Gaziantep yöresine ait, Ahmet Yamacı’nın derlediği din farklılığından dolayı ayrı düşen iki gencin ağıt türküsü…
Bahçelerde mor meni,
Verem ettin sen beni,
Ya sen islam ol ahcik,
Ya ben olam ermeni…Ben sana yandım gelin
Yanağı allı gelin
Gaziantep yolunda
Öldürdün beni gelin
İlk dize, kendinden sonra gelen “Verem ettin sen beni” dizesine ritim, uyak hazırlığında olup asıl anlama kapıyı aralıyor. Manilerde genelde ilk iki dize doldurmadır ama yalnızca ilk dizenin doldurma olduğu manilere de rastlanır kimi zaman.
Genç adam, kısa dizelerle anlatmış durumunu. Halk edebiyatında sözü dallandırıp budaklandırmadan söylemek esastır çünkü. Delikanlı da mani nazım şekliyle doğanın ve sevgilinin güzellemesini yaparak acısını anlatır en kısa yoldan. Böyle işte.
Genç adam, bir Ermeni kızı sever; kız da onu… Gelgelelim etnik ayrım ve din engel olur aşka. Asında engel, etnik kimliğin ve dinin ayrı olması değil; etnik kimlikle düşünenlerdir. Gençlere kalsa ırkın da dinin de aşkta önemi yoktur ama büyükler, meydan okuyamadıkları gelenekleriyle sevdaya meydan okurlar. Tırpanlamayan her eski, hoşgörüsüzdür çünkü.
Genç, “Ya sen Müslüman ol, ya ben Ermeni olayım.” der sevgilisine ama sevgilide değişime yönelik bir belirti yoktur. Tüm bunlar genci dertlendirir, dert de verem eder. Artık, yanağı allı gelin, Gaziantep yolunda sevdiği adamı öldürebilir, kanına girebilir(!)
Genç adamsa aşkı için değişime razı oysa. Ah minel aşk, sen nelere kadirsin!
Olmayınca olmuyor ama. İnanç ayrılığı, toplumsal baskı, sevgilinin katılığı, genci verem edecek kadar üzmektedir. Ahçik (Ermenice genç kız) mı? Ahçikte din var, iman yok, demeyin! Belki farklı bir geleneğe gelin olmaya çekiniyor.
Ahçik, sen küstün mü yoksa?
Ah, ahçik ne olur küsme! Sen küsersen mor meniler de melemeler de kurur!
Genç adam, ölürse sevgilinin sorumlu tutulmasını ister. Uğruna ölünecek kadar güzeldir bu ahçik çünkü. Sürmeli gözleri, düğmelenmiş göğüsleriyle mor menilerden, melemelerden daha güzeldir.
Sevgili, azınlıktan biri olarak asimile olmamak için direnmektedir belki de. Ahçik, sevdiği adama Ermeni olmayı önermediği gibi kendi de Müslüman olmayı düşünmez. Aşk, bunları aşan zamansız bir duygu olarak ideolojik hiçbir baskıyı kabullenmez. Bu evrensel, bu kutsal duygu, kalıpları aşan güç olmuştur her zaman.
Ahçik sen çok mu korktun?
Delikanlı, sevdiği kadını da aşkı da sorguluyor. Kutsalını sorgulayan birinin veremeyeceği hesap yoktur bu nedenle. Mor meni de meleme de yalnızca sorgulayanın görebileceği çiçeklerdir.
“Ben yârime gül demem
Gülün ömrü az olur.”
Bu dizeler genç adamın dizeleri. Bu adam; kendini verem eden kanlısına, mor menilerden de güzel Ermeni kızına, kısa ömürlü bir çiçek olmasından dolayı “gül” demeyecek kadar da düşünceli ve yaşama saygılıdır.
“Saygı, yaşamdan daha uzun sürer.” (Carl Gustav Jung)

İlk yorum yapan olun