Bugün Ben Bir Söz İşittim

Koşmalar 11’li hece ölçüsüyle yazılır genelde ama 8’li heceyle yazılana da rastlanır. Nazım biçimi koşma, nazım türü koçaklama olan bir şiir… Gözü gönlü tok biri, Köroğlu anlatıyorsa yiğitlik ve korkusuzluk hemen göze çarpar. Köroğlu bu, kavga ustası… Sevmez haksızlığı. O, kör edilen gözün ışığını arayacak ve o ışığı söndürene haddini bildirene dek durmayacak; kâh koçaklama söyleyecek kâh savaşacaktır. Bolu Bey’i söndürdüğü ışığın hesabını vermeli.

Bugün ben bir söz işittim
Üstümüze paşa gelir
Bütün düşmanlarım bile
Asker almış koşa gelir

Köroğlu varlığı, tüm Bolu beylerini titretir. Beyler, ancak birleşerek Köroğlu’yla baş edebileceklerini düşünürler. Duydum ki Bolu Beyi ve birleşen düşmanlar üstümüze geliyormuş. Gelecekleri varsa görecekleri de vardır, rahatlığıyla durum değerlendirmesi yapar yiğit Köroğlu bu dörtlükte. İnsanı üşütecek kadar korkusudur, rahattır düşmanlarının birleşmesi karşısında.

Hepimiz de Arap atlı
Konuşalım tatlı tatlı
İster olsun yüz bin atlı
Yalnız Ayvaz başa gelir

Her an olacak bir savaş üzerine “Konuşalım tatlı tatlı.” diyebilmek sonsuz bir güvenin ve korkusuzluğun sonucudur. Gelecek ordu, güçlü ve kalabalıktır ama Köroğlu’nun da Arap atları olan arkadaşları vardır. O Arap atları ki 300 yüzyıl sonra Dadaloğlu’nun dilinde “Arap atlar yakın eyler ırağı” biçiminde epik bir ültimatom olarak var olacaktır.

Sonra Köroğlu’nun da güvendiği Ayvaz’ı vardır.

İster olsun yüz bin atlı
Yalnız Ayvaz başa gelir

Dizelerinde belirtildiği gibi Ayvaz; tek başına düşman kuvvetleriyle baş edebilecek güçte bela, korkusuzluk örneğidir. Bu iki dize, Ayvaz’ın Köroğlu’nun nazarında değerinin de anlatımıdır. Cevval, korkusuz ve çok güven veren…

Yanında Ayvaz’ı, Kırat’ı ve yayılan ünü varken neden korksun ki Köroğlu? Haklı insan neden korksun ki?.. Destan kahramanına da bu yiğitlik yaraşır.

Düğüne gider gibi kavgaya gidiyor Ruşen Ali, namı diğer Köroğlu. Ayvaz’a, Arap atlarına ve yiğitlerine çok güvenir çünkü.

O, yalnızca dostun ihanetinden korkar her yiğit gibi. Taştan değil, gülden yaralanır yiğit olan. 9. ve 10.yy. da yaşayan Hallâc-ı Mansur ve Köroğlu’nun çağdaşı Pir Sultan Abdal bu yarayı, yiğit adamın, korkusuz adamın yarasını nasıl da güzel anlatır:

“Bizi düşmanın attığı taş değil, dostun attığı gül yaralar.” (Hallâc-ı Mansur)

“Şu ellerin taşı hiç bana değmez/İlle dostun gülü yaralar beni” (Pir Sultan Abdal)

Köroğlu mu?

“Körün oğlu hâlâ savaşır, kötü beyler hâlâ var çünkü.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.