
Uşak yöresine ait bir türkü… Kaynak kişi yerel sanatçı Şaban Er.
Bahçenin harı mıyım
Ben sana varır mıyım
Sen ettiğinden utan
Ben yârsız kalır mıyımBahçelerde erik dalı
Dibinde buldum yârı
Sen bana yâr olamazsın
Yüzüme gülme bariBahçelerde erik m’olur
Dibinde goruk m’olur
Ben yârimi kaybettim
Arasam ayıp m’olur
“Har”ın TDK’nin sözlüğünde yer almayan yerel bir anlamı daha var: çevresi çevrilmiş bahçe, bostan. Türkünün kahramanı kadın, artık, sevgisinden kuşkulandığı adama bahçenin harı olamayacağını söyler. Hem de eyvallahı olmayan bir edayla. Bahçenin harı olmak, birinin tapulu malı olmaktan farksız ona göre. Senin istediğin zaman yararlanacağın bir bostan, bir toprak parçası değilim; özel mülkiyet alanın hiç değilim diyerek erkeğe hak olanı sorgular aslında. Haksız bir hakkın sorgulanması… Hem de pederşahi bir toplumda.
Bu sorgulama onurlu bir duruşudur aynı zamanda. Kadın, erkekten daha aşağıda ne daha yukarıda bir konumdadır.
Bir kadın “Sen ettiğinden utan.” cümlesini bir erkeğe söylüyorsa ortada sadakatsizlik vardır, ardından kırılan bir şeyler…
Âşık, yaptıklarına aldırmadan gülmeyi sürdürünce genç kadın arsızlığa rest çeker:
Sen bana yâr olamazsın
Yüzüme gülme bari.
Arsızlık nasıl da küçültücü, nasıl da onur kırıcı!..
Bahçelerde erik m’olur
Dibinde goruk m’olur
Ben yârimi kaybettim
Arasam ayıp m’olur
Cılkı çıkmış, gevşemiş, sözünün eri olmayan erkekleri yerle bir ederken haklı bir isyanın yanında yer alan, sadakatsizliği sineye çekmeyen, dik duruşlu, sorgulayan bu kadına altı doldurulmuş öz güven, nasıl da yakışıyor!
En güzeli de genç kadının acılara takılmadan yeni yaşamlara, yeni aşklara yelken açıyor olması. Pırıl pırıl bir güneşin altında, masmavi bir denizin ortasında o yelkenlide olmak…
Mutluluğun yuva kurmanın çok ötesinde yeni yaşamlarla mümkün olduğunu kavrayan kadın, aramalarında ayıbın görünür olmadığını, öğrenilecek bir şey olduğunu da kavrayıp özgürleşecektir. Bu özgürleşme, ona kural yazıcılığını da öğretecek, yaşama erkekle eşit söz söyleme hakkı da kazandıracaktır kaçınılmaz olarak. Görülmeyen değerlerin sınırlarıyla biçimlenen bu yeni yaşam, şiirsel bir yaşamın kapılarını neden aralamasın?
“Kadının sonsuz köleliği kırıldığında, kendisi için ve kendi başına yaşamaya başladığında erkeği kapı dışarı ettiğinde o da şair olabilir.” (Arthur Rimbaud)

İlk yorum yapan olun