Avlu ve Zaman

Avlu ve Zaman
Eve tutkusu bitmez annenin
Mutsuz da olsa süpürür
O avluyu sabah akşam her gün
Buna zaman bile yorulur.
Oturup dinlense kapısını aralar bu kez zamanın
O acılar ki kış akşamları kadar uzun
Üst üste konsa Zühre Yıldızı’na değer hüzün.

Bekler, gelsin de çay içsin oğlu, kocası söğüt altında,
Çünkü söğüt altları babaların ve oğulların…
Değişmez gelenektir, evdeki her yasa bel bağladıklarının.
Kendileri dert içer, oğul ve koca şerbet
Bu nedenle yarım yaşar ya her anne.
Bir yanları kayıp beklemekten dağ gibi erkeklerini
Ve anneler de dağlar gibi yıkılır.

Az önce çekip gitmişçesine
Söğüt altı babam kokuyor hâlâ
Dersin ya anne:‘’Annenin bahtı kızına çeyiz olurmuş.’’
Bak kader ve efkâr kokan ablam geldi.

Gel otur aramıza bir omzuna ablam bir omzuna ben
Dayayalım başımızı misk-i amberin yayılsın avluya ve geceye.
Zühre yıldızı öpsün kalbinden
Kadim Bağdat geceleri yok, bilirim
Sen de bırak, gitsin zaman.

Havada kırlangıçlar yoruldu, avluda zaman
Boğazlanıyor kuyu sessizliğindeki hüzün
Akşam çöküyor avluya, biraz da gam.

Anne tülbendin düşmüş omuzlarına
Eskisi gibi yanakların kızarsın ben öpeyim.
Bakma artık kapıya, dağın yok senin,
Dağını dağladılar.
Anne ne olur gel otur yanıma,
Bırak kaybolsun avlu ve zaman.
Yalan da olsa masal dinleyelim.

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın

Yanıt Ver

E-posta adresiniz yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...