
“Çorabını Ördüğüm”, bir kadının sevdiğine yürekle bağlandığı anlatan Afyon, Emirdağ türküsü… Erkeğin yapacağı övgülerin daha güzelini yaparak seslenen kadın, asla “hoppa” değildir aksine geleneğin kadına biçtiği kuralları hiçleyen, ona kafa tutan aklı başında biri.
Çorabını ördüğüm oğlan, oğlan ay oğlan
Vay derdine yandığım sana yandım ay oğlan
Seni hasta dediler oğlan oğlan ay oğlan
N’oldu gurban olduğum sana yandım ay oğlanOğlana bak oğlana
Boyu benzer fidana
O fidan bir gül açmış
Gogulatmaz adamaOğlan destecik oğlan
Boyları gostacık oğlan
Sana nazar değmesin
Tak bir nazarlık oğlanÇorapları yaşımış oğlan oğlan ay oğlan
Ayakları üşümüş sana yandım ay oğlan
Hadi gidelim yârim oğlan oğlan ay oğlan
Tan yerleri ışımış sana yandım ay oğlan
Delikanlı, genç kadının çorap ördüğü, derdiyle yandığıdır. Sevdiği adamın hasta olduğunu duyunca süs objesi olmaktan çıkıp oğlanına: “Seni hasta dediler/ N’oldu gurban olduğum.” der aklı başından çıkmışçasına. “Seni seviyorum.” dan çok daha fazlasıdır bu “kurban olduğum” sözü. Hasan Dağı’nın karları gibi tertemiz… Temiz aşklar, köy türkülerinde kaldı sanki.
Dolaylı tümleç yerine belirtili nesne kullanımı da Ege’ye has ağız. “Sana hasta, dediler.” yerine “Seni hasta, dediler.” diyor genç kız da.
Genç kız, öyle çok sevmiştir ki sevdiği adama nazar değmesinden korkar, ondan nazarlık takmasını ister. Çorapları yaş olduğu için üşüten gence gözü gibi bakar, tan yerinin ışıyana dek onunla gecenin koynunda kalır. Daha çok üşümemesi için de eve gitmeyi teklif eder.
Sevdiği oğlan, delikanlısı; boyu fidan, yanaklarında güller açan bir filinta… Ama filintanın da bir kusuru vardır(!) Gül yüzünü koklatmaz öyle kolay kolay. Mesafeli, herkesle düşüp kalkmayan biri… Sevdiğine “destecik, gostacık” der genç kız. Bildiğimiz çiçek destesidir “ay oğlan”ı. Ege’de, İç Anadolu’da geçen “gostacık” sözcüğü; düzgün yapılı, hoş görünümlü, yakışıklı anlamına gelir.
Sanki halk ve divan edebiyatında seven ve sevilen yer değiştirmiştir. Karacaoğlan’ın “Ala gözlerine kurban olduğum”, Emrah’ın “Ela gözlerini sevdiğim dilber” dizelerindeki güzeller gitmiş, yerine “gostacık oğlan” gelmiş. “Kurban olduğum” diyen Karacaoğlan, Emrah değil artık mangal yürekli bu kadındır artık.
Mutfağa sıkıştırılmış kadın tipi de gitmiş; yerine kendisine biçilen rollere karşı gelen, “ay oğlan” diye sevdasını haykıran, yaşamda “kavga” gibi, “aşk”ın da olduğunu bilen, “bir emtia” olmama savaşımı veren kadın gelmiştir.
Bu türkü, aslında kadınlığını sorgulayan, kadınlığını ihraç etmeyi düşünen kaypak karakterlerle savaşan bir kadın türküsüdür. Bu türkü ne güzel türküdür! Kurban olduğum demek, “Seni ‘hasta’ dediler.” demek hele!
Çoğu erkeğin sırtı yere geliyorsa sebebi böyle seven kadınlarının olmamasıdır. “Kurban olduğum” diyenleri yoktur onların.
Türkünün iç öyküsü, sözler, oluşan sevda pınar duruluğunda… Bu türkünün orta yerinde tertemiz yürek ve kendi türküsünü yazmış kadın var.
“Kadın, kendini yazmalıdır.” (Héléne Cixous)

İlk yorum yapan olun