Ela Gözlüm Ben Bu İlden Gidersem

Ela Gözlüm Ben Bu İlden Gidersem

Karacaoğlan’a ait bir türkü… Koşma (güzelleme) nazım biçimiyle oluşmuş. Kim bestelemiş bilinmiyor.

Güzeller, Karacaoğlan şiirlerinin olmazsa olmaz estetiğidir. Bu güzeller, divan şiirdeki gibi idealleştirilmiş bir güzel değildir, somuttur.

Karacaoğlan mutsuz çünkü sevgili yüz vermez.

Elâ gözlüm ben bu elden gidersem,
Zülfü perişanım kal melül melül.
Kerem et, aklından çıkarma beni,
Ağla gözyaşını, sil melül melül.

Yüz bulamayan âşık, sevgiliye üstü kapalı olarak olacakları söyler. Buralardan gittiğinde perişan olacağını, üzüleceğini belirtir. Tek istediği şeyse sevgilinin kendini aklından çıkarmamasıdır. Ela gözlüsü unutmasın, bu yeter ona.

Gittiğinde olacaklarının resmini çiziyor Karacaoğlan. Benden söylemesi, demedi deme sonra, demeye getiriyor yokluğunda olacakları. Gözünü korkutuyor kendince. Gözdağında bile duru bir saflık var. Çocuksu, temiz bir öngörü…

Elvan çiçekleri takma başına,
Kudret kalemini çekme kaşına,
Beni ağlatırsan doyma yaşına,
Ağla gözyaşını, sil melül melül

Saz şairlerinin piri Karacaoğlan gidecek gitmesine de sevgili bırakılacak gibi değildir. Güzeller güzelidir. Bundan böyle ondan türlü renkte çiçekleri başına takmamasını ister. Âşık buralardan gidecekse sevgilinin güzel görünmesinin anlamı da yoktur. Kendi zaten elvan çiçektir.

Hele de kudret kalemiyle çizilen hilal kaşlar varken gitmek iyice güçtür Karacaoğlan’a. Sevgilinin kusursuz güzelliğine işarettir bu kudret kalemi. Bu kadının resmi çizilseydi o tablo, müseal niteliklerinden ötürü bir müzede yer alırdı.

Kaşsız Mona Lisa, hilal kaşları kudret kalemiyle çizilmiş bu kadını görseydi çok kıskanırdı kesinlikle. Ay’a sen doğma, ben doğayım, diyecek denli bir güzel! E, Karacaoğlan da böyle güzelleri sever. Ayrılamaz bir türlü ondan.

“Vedalar gözleriyle sevenler içindir çünkü gönülden sevenler ayrılmaz.” der Mevlana.

Ama yaşadıkları canına tak etmiştir Karacaoğlan’ın:

“Beni ağlatırsan doyma yaşına!” der.

Bu bomba etkisindeki beddua, sevgilinin böğründe paslı bir Arap hançeri gibi duracaktır artık. Söylenecek sözler bitmiş, aşkın dönüştürücü gücü yok olmuş; kelam da kalem de bitmiştir.

Sabır mı? O da bir yere kadar. Karacaoğlan da can taşıyor. O, ne tavaf eden bir hacı ne de kötü ruhları kovmak için dönüp duran bir şamandır. O, yönünü çizer; ar’ını heybesine doldurup gurbete yürür.

Pir, kendini boş yere üzer aslında. Vefalı sevgili cenneti, vefasızı cehennemi yaşatır.

“Üzüldüğünü anlamayan biri seni mutlu edemez.” (Cemal Süreya)

2 Comments

  1. Çok güzel bir Karacoğlan türküsü yorumu sevgili Numan. Duygu dolu yeni yorumlarını ilgiyle ve sabırsızlıkla bekliyorum.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.