Orta Doğu Sana Aşk Olsun

Orta Doğu Sana Aşk Olsun

Unutunca yazmayı hem Molla Cami hem Şeyyad Hamza
Yusuf ve Yakup yerine
“Tanrı nerede?” çığlığına kesildi kuyular ve çöller.

Boynunda Mısır’ın bir yıllık gelirine eş,
Haram elmas gerdanlıkla Kösem Sultan
Boğazlanıyor canhıraş köpüklü seslerle.

Ahı tutmaz o bir yıllık gelirden bin yıldır bihaberin,
Taht ve pay kavgasını bilmekten daha evladır çünkü Osmanlı’ya dair hikâyat.

Sığdırılmayınca koca Arabistan’a şiir
İmru’u’l Kays sürüldüğü diyarda şiir yer
Asib Dağı nasıl yıkılmadı o gün zehirli kaftan giyerken
Bu hovarda muallaka?
Ölmek için Ankara uzak değil mi?

Çekiciyle kendini dövüyor son bakırcı ustası kazan yerine
Kanı yerde değil, kazanlarda kalıyor hep azminde aman olmayan Orta Doğu’nun
Oyulmuş gözleriyle sepet örerken ihtiyar cüzzamlılar kör mağaralarda
Menakıbname anlatıyorlar birbirlerine hâlâ
Mağara önü bekleyen Kıtmir yorgun yüzlerce yıl dinlemekten aynı masalı.

Sabır, Dicle ile Fırat arasına fırlatılmış Züleyha gülümsemesi
Garibe bir selam bin altın değer misali.

Sebep mahşere mi kalsın?
Orta Doğu sana aşk olsun!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.