<< Çalakalem <<
Yazı ve artalan renk seçimi : Seçenek-I- | Seçenek-II- | Seçenek-III- | Seçenek-IV- | Seçenek-V- | Seçenek-VI- | İlk Durum



Maui: Bir Başka Cennet

Türkiye henüz dışarıya kapalı bir ülkeyken, yurtdışına çıkmanın bu zamandaki kadar sıradan olmadığı yıllarda, 1979'da Belgrad'a gitmiştim. O zamanın Yugoslavyası da dünyanın bir başka kapalı ülkesiydi. Herkes benzer evlerde oturur, benzer malları tüketirdi. Çocuktum. Yemyeşil bir şehirdi Belgrad. İnci gibi dizilmiş apartmanlar tertemiz meydanlara bakardı. Evlerde piyano vardı. Küçücük dairelerinin demirbaşıydı piyano. Marketten değişik çikolatalar, bisküviler almışlardı bana yanında kaldığım ailenin kızları Bojana ve Milica... O seyahatten çocuk aklımda kalan şey şuydu; demek ki dünyada farklı ülkeler, farklı insanlar var. Bize benziyorlar ama bak şekerlemeleri bile görmeye değer... Dünyadaki her şeyi ve her yeri görmek istiyorum ben...

Dünyayı görme içgüdüsü ile hareket edenler bilirler. Hep yeni bir destinasyon vardır akıllarında... Bizim yeni destinasyonumuz Maui idi. Pek çok kişinin haritada yerini bilmediği bir ada Maui. Hawaii adalarının en kalabalık üçüncü adası ancak hayatınızda görebileceğiniz en sakin yerlerden biri. Honolulu'dan 15 dakikalık bir uçuşla, hem de aradaki adaları rahatça seyredebileceğiniz- alçaktan- uçuşla ulaşabileceğiniz, volkanları, vadileri, binlerce yıl önce püskürmüş ve öylece donarak kıyıları oluşturmuş lavları uçaktan bile fotoğraflayabileceğiniz son derece keyifli bir uçuş.



Oahu'yu anlatırken bahsettiğim gibi Maui'de de ilk yerleşen Polynesialılar, kaptan James Cook ve ardından Fransız amiral La Perouse'nun ayaklarını sürümeleriyle arkadan yetişen tüccarlar ve misyonerlerin de gelmesiyle adada Avrupalıları görmeye alışmışlar. 1959 yılında, diğer Hawaii adaları ile birlikte Maui de A.B.D. toprağı olmuş. İkinci Dünya Savaşı'nda 100.000 askere ev sahibi ve savaş gemilerine liman olmuş.

Yılın 12 ayı yumuşacık havası, yağmur ormanları, plajları ile yalnızca turist çekmemiş ada. Amerika'nın nüfusu en hızlı artan adalarından biri olmuş. Özellikle emekliler, hem iklimi hem de ucuzluğu sayesinde adaya akın etmişler. Şu anda adada kaç orijinal Hawaiili kaldığı bilgisine ulaşamasam da son 60 yılda ada nüfusunun %400 arttığı hesaplanmış. Ada nüfusu tarım ve turizmle geçiniyor. Şeker kamışından yapılmış çok lezzetli cipsler, makademia fındığı ve kona kahvesi almadan yurda dönülmemesi gerektiğini yeri gelmişken hemen belirteyim.



Lahaiana bölgesi tipik eski bir liman kenti görünümünde, akşamüzeri güneşin batışının seyredilip, küçük butiklerden Hawaii t-shirtleri, bambu lifinden yapılmış yumuşacık tekstil ürünleri satın alınıp, Lahaina Grill gibi populer bir restoranda güzel bir akşam yemeği yiyerek gecenin devam edebileceği, 19. Yüzyıl boyunca balina avcılığının merkezi, dahası, Honolulu'dan önce Hawaii Krallığı'nın başkenti olmuş sıcacık, sevimli ama her haliyle turistik bir bölge. Adalar arasında gayrimenkul fiyatlarının en yüksek olduğu, bir yazlığın 2-3 milyon dolara alıcı bulduğu, sözün özü, talep gören bir bölge. Buna paralel olarak da en kaliteli restoranlar bu bölgede, Front Street'te bulunuyor. 1820'lerde planlanmış ve yapılmış, o zamandan beri de fazlaca değişmemiş bu caddenin sonundaki parkta, yine 1800lerin ikinci yarısında dikilen muazzam bir Banyan Ağacı duruyor. Görmeyen birine anlatması çok zor olan bu ağaç cinsi Hawaii adalarında bolca var. Şöyle bir şey; tek bir ağaç bir orman gibi, binlerce gövdeden oluşuyor. Gövdeler parmaklık gibi yanyana gökyüzüne yükseliyor. Dallar uzadıkça yere sarkıp tekrar kök salıyor.Bu da Hindistan'da ölümsüzlüğün simgesi olarak kabul ediliyor. Hawaii'de de saygı gören ağacın en yaşlı olanlarının gölgesinde 5-6 bin kişi gölgelenebiliyor.

Lahaina, sörf dersi almak isteyenler için de en ideal bölge. Özellikle çocukların bu sporu öğrenmek için burayı tercih etmelerinin nedeni dalgaların boylarının kısa ve şiddetinin yumuşak olması. Yine geleneksel Hula dansını, günbatımında güzel bir yemek eşliğinde izlemek için Old Lahaina Luau, Oahu'daki kadar keyif verecektir.

Maui'yi seçme nedeniniz snorkel yapmak ise, Batı Maui'ye doğru gitmelisiniz. Lavlarla oluşan kıyıda dalmak, özellikle Ka'anapali'de eşsiz güzellikte. Deniz ve güneş tatili için bölgedeki oteller, plajın ve dalış faaliyetlerinin mükemmelliği nedeniyle ideal. Ama beklentiyi yüksek tutmamakta fayda var. Unutmayın burası Waikiki değil. Bu bölgede kahvaltı için Gazebo'yu anmadan geçemeyeceğim. Hem balina seyri için, hem de gerçek bir Amerikan kahvaltısı için kesinlikle bir sabah gidilmeli. Hawaii'de her restoranda olduğu gibi, burada da en az bir yarım saat sıra beklemeniz gerektiğini unutmamalısınız ama.

Ka'anapali, golf oynayanların en çok tercih ettiği bölge ve burada harika golf kursları da var. Tertemiz havada, tropik bir adada, yemyeşil uçsuz bucaksız sahalarda, merakınız olmasa da dinlendirici ve zihninizdeki tüm ağırlığı yok edici bir aktivite golf. Ruhu ve bedeni dinlendiren diğer bir aktivite ise fotoğrafçılık... Hawaii'de bulabileceğiniz manzaraları dünyanın başka yerlerinde bulamayabilirsiniz. Iao Valley'deki Iao Needle ve Kanaha Beach adanın en çok fotoğraflanan yerleri. Ama sabırlı bir fotoğrafçı, adanın en çok tercih edilen aktivitesi olan, sadece turistlerin değil yerel halkın da düzenli olarak yaptığı ''Road to Hana'' ... Hana'ya giden yol efsanevi bir 'driving' vaadediyor gerçekten de. Aslında adanın doğu ucunda yer alan Hana, dünyanın en izole yerleşim yerlerinden biri. Buraya gitmek için iki yol var. Biri adanın kuzeyinden boydan boya uzanan yolu takip etmek -ki bu tüm gününüzü alan, 600 viraj ve 50nin üzerinde tek araçlık köprüden geçmenizi gerektiren muhteşem bir yol- ya da adanın güneyinden uzanan, virajı az olan yol. Burada unutulmaması gereken şu; Hana bir destinasyon değil, önemli olan dünyanın en muazzam doğa manzaralarından pek çoğunu görerek, canınızın istediği yerde durup şelalelerde yüzmek, dağlara tırmanmak, denize girmek, yemek, içmek ve güzel bir gün geçirmek. Yani Hana'da görülmeye değer birşey olduğundan çıkmıyorsunuz bu yola. Dolayısıyla güney yolundan gitmenin çok anlamı yok. Dahası, güney yolundan giderseniz ve arabanız arıza yaparsa, otomobil kiralama şirketleri bu bölgede olan arızayı sigorta kapsamına almıyor.

''Road to Hana'' telaffuz ederken bile bir bilinmeyene yolculuk, bir 'dur bakalım neler göreceğiz' hissi uyandıran müthiş fonetiği olan bir söz grubu gibi geldi bana. Gündoğumunda, dolu bir benzin deposuyla ve bolca su ve atıştırmalıkla yola çıkmamız gerektiğini biliyorduk. Gözlerimiz yeşilin bilmediğimiz tonlarına, birkaç kilometrede bir karşımıza çıkan irili ufaklı şelalelere, simsiyah kumlu plajlara şaşkınlıkla bakarken, volkanik patlamalarla ve fışkıran lavlarla oluşmuş kıyılara vuran dev dalgaların sesi eşliğinde Huelo Lookout Fruit Stand'e kadar sürdük arabamızı. Küçücük bir kioskta tropik meyve satan bu tezgahtan taptaze ve lezzetli meyvelerimizi alıp ormanın derinliklerine daldık. Garden of Eden Arboretum gibi milli parklarda, hem de sonradan oluşturulmuş değil de gerçek bir ormanda ağır ağır yol alarak, acıkınca Up In Smoke'da okyanustan çıkmış ne varsa tadarak günümüzü geçirdik. Sözcüklerle anlatırken çok da çarpıcı gelmediğini biliyorum. Bu nedenle Hawaii adalarından herhangi birine gidecek olan okurlara, bir günlerini de Hana yoluna ayırmalarını tavsiye ediyorum. Hawaii kültürüne uygun olarak, acelesiz, sakin, ruhunuzu dinlendirerek yol alın ve bu deneyimi yaşayın. Dağda, çok iptidai koşullarda da olsa, kalabileceğiniz barakalar da var. Orada bir gece geçirmek!. Macera budur...



Mauililer, uzaklaşmak istediklerinde -insan böyle bir adada neden uzaklaşmak ister bilmem ama- Hana tarafına kaçıyorlarmış. Yalnızca 1235 kişinin yaşadığı Hana'ya girdiğimizde insanın burada sükunetten ve huzurdan çıldırabileceğini düşündük. Volkanik çıkıntıların tepesinde, ormanın derinliklerinde, mis gibi rüzgarla serinleyen, her tarafı okyanus bir kasaba düşünün. Ağır çekim hareket eden insanlar, havada elle tutulabilen bir huzur, alçak sesler, dinlenmiş, sakin yüzler. Dalga sesleri... SırtlardaWailua şelalesinin şarkısı...

Hep bir koşuşturma içinde yaşayan bizler, tatillerimizi planlarken bile, zamanı efektif kullanabilmek için bir iki haftaya bir sürü program sıkıştırırız. Seyahati sevenlerin başka şansı yoktur çünkü belki de -örneğin Türkiye'den 20 saatten uzun uçuşla gelinebilen- uzak yerlere tekrar tekrar gidebilme olanağı olmayacağından, gelmişken yakın yerlere de yetişelim telaşı olur hep. Ama Hana yolunda durup, ruhumuzun aslında böyle bir tempoda yaşamaya uygun yaratılmadığını, doğanın 'yavaş' olduğunu, bizim de artık yavaşlamamız gerektiğini anlıyorsunuz. Saatlerce okyanusa bakıp hareket bile etmeyen bir Hawaiilinin meditasyonu, aslında her ruhun ihtiyacı olan şey. Maui tam da böyle bir yavaşlamaya uygun bir yer. Umarım siz de yapabilirsiniz dileklerimle bitirirken, bir küçük liste yapıyorum yine.



En sakinleştirici aktivite: Road To Hana
En iyi dalış rotası: Molokini Krateri
En iyi sörf mekanı: Batı Maui
En romantik akşam yemeği: Gerard's
En güzel günbatımı: Sunset Cruise
En iyi snorkel: Malu'aka Beach
En iyi kahvaltı: Gazebo
Ne alalım: Sugar caine cipsleri, banana bread, Hawaii t-shirtleri, Maui'li kızların bronzluk sırrı Maui Babe güneş sütü (Kona kahvesi ve coconutla yapıyorlar), takılar ve sanat eserleri
En iyi plaj: Ka'anapali
En iyi plaj barı: Hula Grill

Sevgiler



Tada Kılınç Karaefe (Ocak-Eylül 2013)

                               



Görüş, öneri ve eleştirilerinizi çal@kalem'e yazabilirsiniz.

Ana Sayfa