Amenna İonna Kuçuradi Amenna

Her coğrafyanın eğitimi, o toprakların insanı esas alınarak oluşturulur. Eğitim, ülkenin ve çağın özellikleri düşünülmeden oluşturulursa ezber de kendini var eder. Zamanında kimi ülkelerin eğitimi ithal edildiği için bocalamalar hâlâ sürüyor. Oysa her ithal eğitim, o coğrafyaya bir gömlek büyük ya da küçük gelir hep. Sırıtır durur. Bu nedenle eğitim ithal edilemez. Asla.

Bakan Ziya Selçuk:

– “Eğitim ihraç edilebilir ama ithal edilmez” demiş.

Bakan, güçlü bir eğitim anlayışından söz ediyor olmalı. Doğrudur. Güçlü eğitim modeline sahip bir ulus, elbette başka uluslara örnek olur. Bu da doğru… Ama bu, eğitimin ihraç edilebileceği anlamına gelmez. Gelmez çünkü söz konusu eğitimse ne ithali ne ihracatı olur. İthali olmayanın ihracatı da olmaz. Belki de ihracatı ve ithalatı olmayan birkaç şeyden biridir eğitim. Her şeyden önce o bir meta değildir.

Bilim ihraç ve ithal edilir. Teknoloji de… Ama eğitim asla ve de kata… Coğrafyanın özelliğine ve gerçeğine göre oluşan her değer gibi, eğitim de kendi toprağının ürünüdür. Satılan ya da satın alınan eğitim, yararı olmayan ama zararı olandır.

İbni Haldun:

– “Coğrafya kaderdir” der. Doğru der. İşte o kader, kendi eğitimini yaratarak coğrafyasının da kaderini değiştirir.

Eğitim, düşünmeyi öğretmiyorsa eksiktir, yarımdır; düşünme yoksa sorgulama da yoktur. Böyle durumlarda ortalık; doğmaların, verili düşüncelerin çöplüğüdür artık. Varsa yoksa ezber. Doğma hiç, ezber boş… Düşünmekse akıldır, sorgulamadır.

Durağan, yeniliği olmayan bir anlayışın eğitimde hiçbir zaman yeri olmadı. Bu nedenle ezberci eğitimde gelişmeye rastlayamazsınız. Çünkü ezberde üretme, yaratma yoktur. Çünkü sorgulama yoktur. Çünkü araştırma, inceleme yoktur. Çünkü neden sonuç ilişkisi hiç yoktur. O, sadece inanmayı buyurur. Hal böyle olunca ezberin yaşadığı topraklarda ne sanat ne de bilim yaşar. Ütopyaların, düşlerin, yaratıcı düşüncenin de düşmanıdır artık. Dünü içselleştirir, geleceği yok eder. Ne değişir ne de değiştirir. Sürüp gider sadece. Biat kültürünün, körü körüne inanmanın hiçbir yerde, hiçbir zaman yararı olmamıştır. Hele eğitime asla…

Alev Alatlı:

– “Ezber, yaratıcı düşünceyi sakatlar” diyor.

Doğru, der. Çünkü ezber, sadece inanmayı buyurur. Bu nedenle ezber zararlı… Bu nedenle eğitimden çıkmalı.

James Joyce:

– “Düşünce düşüncenin düşüncesidir” der.

İonna Kuçuradi Usta da: ‘”Bilgisel ve etik yetenekleri geliştiren, insanlaştıran bir eğitim’’ anlayışından söz ediyor. Eğitim insanlaşmaktır, diyor. Hiç duymadığımız bir anlayışı bu. Ardından ekliyor:

– Kişilere, olan biten her şeye kendi gözleriyle ve değer bilgisiyle bakmayı-ne göreceklerse söylemeden bakmayı- öğreten eğitim…

Eğitimde yaratıcılığı, deneyi, gözlemi ve etik değerleri önceleyen bir eğitim anlayışı bu… Hem de tüm ezberleri bozan bir eğitim anlayışı… Bir ayet kadar derin, anlamlı şeyler fısıldıyor Kuçuradi:

– Böyle bir eğitimle kişiler, kafalarına sokulan kültürel değer yargılarından, ezberlerden, önyargılardan sıyrılabilir.

Doğru söze ne denir? İoanna Usta böyle demiş, hoş demiş, doğru demiş.

Kuçuradi Hoca, yalnızca öğrencilerin değil; öğretmenlerin, eğiticilerin, eğitimde karar verenlerin, medya çalışanlarının da bir eğitimden geçmesi gerektiğini öneriyor. Eğitim herkese… Eğitmek için eğitilmek gerek. Çok şaşkınım. Yeni şeyler söylüyor. Belki de var olan ama hiç görülmeyen şeyleri… İçimde, İoanna Kuçuradi Hoca’ya ilişkin, inandığı kutsal bir anlaşmaya imza atan bir görevlinin inancı ve ciddiyeti var.

– “Eğitimi bana verin size her şeyin değiştiğini, düzeldiğini göstereyim” demişti bu mukaddes kadın.

Tam anımsamıyorum ama cümlesinin özü böyleydi. Şimdi eğitimde böylesine yetkin, ezberleri bozan bir hocamız varken neden onu görmezden geliyoruz? O, bize cennetten tas tas Kevserler ikram ederken neden bunu elimizin tersiyle itiyoruz? Kuçuradi Usta seksenli yaşlarda ve bu toprakların insanı… İş işten geçmeden kapısı çalınıp bu mukaddes kadından yardım istenmeli, feyz alınmalı. Yarın geç olabilir.

Biraz değer ya Hu!

Gerçi Kuçuradi Usta’nın ki de iş değil? Herkesin eğitimden anladığı ve bilge olduğu bir zamanda dediklerine bakar mısınız? Olacak şey mi? Size mi kaldı eğitimi kurtarmak İoanna Kuçuradi Hoca? Kendi kendinize gelin güvey oluyorsunuz. Siz de yani… İş değil yaptığınız! İlahi Kuçuradi Hoca!

WEF’in verilerine göre ‘Eğitim Kalitesi’ raporunda 137 ülke arasında 99. Sıradayız. Eğitimde sınıfta kaldık. Utanılası durum. Eğitimde ahvalimiz bu. Sonuç bu. Şapkamızı önümüze koyup düşünme vakti çoktan geçti. Geçmesine çoktan geçti ama düşünmek gerek yine de. Eğitimi iyi olmayan bir coğrafyanın geleceğinin de olmayacağı gerçeğini…

İnsan, kendi dilinde düşünüp kendi dilinde eğitim görmüyorsa o coğrafyanın müstemleke ülkesinden bir farkı yoktur. Üniversitelerin çoğunda öğrenciler; matematikte, fizikte, tıp derslerinde yabancı dille düşünmeye zorlanıyor. Oysa bu öğrenciler Türk… Hal hatır sorarken Türkçe, derste İngilizce… Komik bile değil. Kendi dilinde düşünmeyen, eğitim görmeyen coğrafyaların beyni, önce sömürgeciliğe biat eder.

Eski Rektör Prof.Dr. Murat Tuncer:

– “Almanya’da ‘İngilizce Tıp’ duydunuz mu? Ya Fransa’da? Yok. Böyle bir gariplik olabilir mi? Olmaz. Böyle şeyler ancak sömürge ülkelerinde var. Değiştirmemiz lazım” der.

Doğru söze ne denir?

Eğitim, yanlışları göre göre ya da düşe kalka yanılmalarla düzelmez. Her yanlış, eğitimi telafisi zor mecralara sürükler. Telafisi en zor alanlardan biridir o.

Üniversitelerimiz çok. Hem de pek çok. Çok olanla övünmek, çok olanı alkışlamak, aslında niteliği bilmeyen beyinlerin sevincidir. Çok olan her zaman değeri yansıtmaz. Nicelik-nitelik ilişkisi, unutulduğu an, yanlış da kendiliğinden ürer. Nicelik, niteliğin önüne geçiyorsa orada nitelik de kalmaz, insani değerler de… Niteliği olmayan nicelik, aldatmacadan başka bir şey değildir. Kaliteyi sağlayan çok değildir. Az, çoktan iyidir ya da az, çoktan fazladır kimi zaman.

Eğitimde yanlışlar görülmez, yanlışlar ayıklanmaz ve o yanlışlarla karşı karşıya gelinmezse vah o coğrafyanın haline! Vah o coğrafyanın eğitimine!

Bakan Ziya Selçuk: “Eğitimde fırtınalar koparmalıyız.” demiş en son. Doğrudur.

Ezberi kaldırın, fırtınalar koparmaya da gerek kalmaz. Mademki ehil olandan, liyakattan dem vurulur. Adres belli: İonna Kuçuradiler, Afşar Tumiçinler, Ahmet İnamlar…

Değil mi Hasan Ali Yücel?

Amma velakin…

Ha söyle de söyle…

Yorumlar

İlk yorumu siz yapın

Yanıt Ver

E-posta adresiniz yayımlanmayacak.




Loading Facebook Comments ...